Recep Tayyip Erdoğan haberler. Son Dakika haber başlıkları ve gelişmeler

Recep Tayyip Erdoğan kimdir? (d. 26 Şubat 1954; Beyoğlu, İstanbul), Türk siyasetçi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı, Türkiye’nin 12. ve günümüzdeki cumhurbaşkanıdır. 2003-2014 yılları arasında 11 yıl Türkiye başbakanlığı yapan Erdoğan, Cumhurbaşkanını halkın seçmesini onaylayan anayasa değişikliği referandumu sonrasında 2014 yılında gerçekleştirilen seçimle doğrudan halk oyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı olmuştur. 1994 ve 1998 yılları arasında Refah Partisi’nden İstanbul büyükşehir belediyesi başkanlığı görevini yürütmüştür. Kurucuları arasında yer aldığı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 13 yıl boyunca genel başkanlığı görevini sürdürmüş, 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu sonrası tekrar Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkanı olmuştur. Genel başkanlığı sırasında 2002, 2007, 2011 ve 2018 genel seçimlerinde partisi, birinci parti olmuştur.

Daha fazla göster

Doğum tarihi: 26 Şubat 1954 (66 yıl yaşında), Kasımpaşa
Boy: 1,85 m
Çocukları: Ahmet Burak Erdoğan, Esra Erdoğan, Bilal Erdoğan, Sümeyye Erdoğan
Eğitim: MÜ İktisat Fakültesi (1981), DAHA FAZLA
Torunları: Ahmet Akif Albayrak, Canan Aybüke Bayraktar,
Kardeşleri: Mehmet Erdoğan, Mustafa Erdoğan, Vesile İlgen, Hasan Erdoğan

1976 yılında Millî Selamet Partisi Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığına seçilen Erdoğan, Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu’ndan 1981 yılında mezun oldu. Millî Selamet Partisi’nin 1981’de kapatılması sonrasında, 1983’te kurulan Refah Partisi ile siyasi hayatına devam etti. 1986 milletvekili ara seçimlerinde milletvekili, 1989 yerel seçimlerinde ise Beyoğlu belediye başkanı adayı olarak seçimlere girse de her iki seçimde de seçilemedi. Milletvekili adayı olduğu 1991 genel seçimlerinde ise milletvekili olmasına rağmen tercihli oy sistemi sebebiyle Yüksek Seçim Kurulu milletvekilliğini iptal etti. 1994 yerel seçimlerinde elde ettiği %25,19’luk oy oranı ile İstanbul büyükşehir belediye başkanı seçildi. 6 Aralık 1997’de Siirt’te düzenlenen bir açık hava toplantısı sırasında topluluğa yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler sebebiyle “halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle kendisine açılan dava sonucunda 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Belediye başkanlığı görevinden ayrılarak 26 Mart 1999’da girdiği cezaevinde dört ay on gün kaldıktan sonra 24 Temmuz 1999’da tahliye edildi.

14 Ağustos 2001’de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve partinin genel başkanlığına seçildi. Parti, girdiği ilk seçimler olan 2002 genel seçimlerinde %34,43’lük oy oranı ile Abdullah Gül’ün başbakanlığında 59. hükûmeti kurarken, siyasi yasağı süren Erdoğan seçimlere girememişti. Siyasi yasağının kaldırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği talebinin uygulamaya girmesiyle siyasi yasağı kalktı. 9 Mart 2003’te gerçekleştirilen ara seçimlerinde Siirt milletvekili olarak meclise girdi. Başbakan Gül’ün istifasını sunmasıyla, 14 Mart 2003’te başbakanlık görevine geldi. Genel başkanlığını yürüttüğü Adalet ve Kalkınma Partisi, 2007 genel seçimlerinde oyların %46,58, 2011 genel seçimlerinde ise oyların %49,83’ünü alarak Erdoğan’ın başbakanlığında sırasıyla 60. ve 61. hükûmetlerini kurdu. Parti ayrıca, oyların %41,67’sini aldığı 2004 yerel seçimleri, oyların %38,39’unu aldığı 2009 yerel seçimleri ve oyların %43,40’ını aldığı 2014 yerel seçimlerinde de en çok oy toplamayı başaran parti konumundaydı. 2007 anayasa değişikliği referandumu sonrasında anayasada yapılan değişiklikle birlikte cumhurbaşkanının ilk defa doğrudan halk oyuyla seçilmesinin önü açılırken, adaylığını koyduğu 2014’te yapılan seçimlerde aldığı %51,79’luk oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi ve başbakanlık ile partisindeki görevinden ayrılarak cumhurbaşkanlığı görevine 28 Ağustos 2014’te başladı.

İlk yılları ve eğitimi
Recep Tayyip Erdoğan’ın babası Ahmet Erdoğan, “Bakatalı Tayyip” olarak da bilinen Tayyip Efendi’nin oğluydu. Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 Ağustos 2004’teki Gürcistan ziyaretinden birkaç ay sonra çıkan haberlerde kendisinin bu ziyaret sırasında “Ben de Gürcüyüm, ailemiz Batum’dan Rize’ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir.” dediği iddia edilse de 2007’de NTV’de katıldığı bir programda Gürcü veya Ermeni kökenli olduğu yönündeki iddiaları reddederek Türk olduğunu söyledi. OdaTV, 2009’da yayınladığı habere göre dedesinin taşıdığı “Bakatalı” lakabının, Güney Osetya’nın Tshinvali rayonuna bağlı Bagata köyü olduğu öne sürülmektedir. Murat Ümit Hiçyılmaz, Güneysu Seyahatnamesi adlı kitabında, arşiv kayıtlarına göre Erdoğan’ın ailesinin 450-500 yıldır Yüksekköy köyünde yaşamakta olduğu ve kökenleri Orta Asya’ya dayanan ailenin Kafkasya üzerinden bölgeye geldiği ifade edilmektedir. Doğum tarihi net olarak bilinmeyen Ahmet Erdoğan’ın mezar taşında 1321 (Rumi takvime göre 1905-1906) yazarken, kimlik bilgilerinde 1905 yazmaktadır. Güneysu’dayken Havuli ile gerçekleşen ilk evliliğinden Mehmet (1926-1988) ve Hasan (1929-2006) isimli iki erkek çocuğu olan Ahmet Erdoğan, bir süre sonra İstanbul’a yerleşirken eşini ve çocuklarını Güneysu’da bıraktı. İstanbul’a geldikten bir süre sonra Şirket-i Hayriye’ye girdi ve kıyı kaptanı olarak çalışmaya başladı. Havuli ile olan evliliği devam ederken, Mehmet ile Havva’nın kızı Tenzile Mutlu’dan (evlendikten sonra Erdoğan, 1924-2011) Recep Tayyip, Mustafa (d. 1958) ve Vesile (d. 1965) adlı üç çocuğu oldu. Havuli 1980’de vefat edince Ahmet Erdoğan ile Tenzile Mutlu arasında resmî nikâh yapıldı. 26 Şubat 1954’te İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Kasımpaşa semtinde doğan Recep Tayyip Erdoğan; Tayyip adını dedesinden, Recep adını ise doğduğu günün Hicrî takvime göre Recep ayına denk gelmesinden dolayı aldığı belirtilse de; doğduğu gün Hicrî takvime göre Recep ayına denk gelmemektedir.

Kendisiyle yapılan bir röportajda çocukluk döneminde simit ve su sattığını ifade eden Erdoğan, kendisi hakkında hazırlanan Usta’nın Hikâyesi belgeselinde ise çocukluğunda yaz aylarında gittiği Rize’de çay ve fındık topladığını aktarmıştı. İlkokul eğitimini aldığı Kasımpaşa’daki Piyalepaşa İlkokulu’ndan 1965’te, lise eğitimini aldığı ve yatılı olarak okuduğu Fatih’teki İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden ise 1973’te mezun oldu. 2017 yılında okuduğu liseye adı verildi. İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde okuduğu dönemde Camialtıspor’da amatör olarak futbol oynadı. İmam hatip mezunlarının üniversiteye girme konusunda uygulanan kısıtlamalar nedeniyle liseyi dışarıdan bitirme sınavlarına girerek fark derslerini verdi ve 1973 Ekim’inde Eyüp Lisesi’nden mezun olarak ikinci bir lise diploması aldı. Aynı yıl, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine bağlı olan Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okuluna girdi. Temmuz 1974’te İETT’de geçici işçi statüsüyle işe alınırken, kurumun futbol takımında da futbolculuk yapmaya devam etti.18 Haziran 1981 tarihli istifa mektubuyla İETT’deki görevinden ayrıldı. Bu dönemden sonra bir süre amatör takımlardan Erokspor’da futbol oynadı. 1977-1978 eğitim-öğretim döneminde İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi bünyesindeki yüksekokullar İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Ticari Bilimler Fakültesi adı altında birleştirilirken, Erdoğan Şubat 1981’de buradan mezun oldu. Bu kurum daha sonraları, 1982 Temmuz’unda kurulan Marmara Üniversitesi’ne bağlanarak Marmara Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesi adını alırken, Erdoğan’ın diploması da bu kurumdandır.

Erken siyasi kariyeri
Lise yıllarında Millî Türk Talebe Birliğine girdi. 1975’te Millî Selamet Partisi (MSP) Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına, 1976 yılında ise Millî Selamet Partisi İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığına seçildi. Millî Selamet Partisi’nin 12 Eylül Darbesi sonrasında kapatılmasına kadar bu görevini sürdürdü. 1982 Mart’ında zorunlu askerlik görevini gerçekleştirmeye başladı. Dört aylık acemiliğini İstanbul’un Tuzla ilçesindeki Tuzla Yedek Subay Piyade Okulu’nda yapmasının ardından kıt’a hizmetini Kâğıthane’deki 3. Kolordu 6. Piyade Tümeni 77. Piyade Alayı Karargâh Servis Bölüğü’nde, kantinlerin idaresinden sorumlu subay olarak gerçekleştirdi.

19 Haziran 1983’te kurulan Refah Partisi ile siyasete geri döndü ve 1984 yılında Beyoğlu ilçe başkanı oldu. Ertesi yıl düzenlenen genel kongrede Merkez Karar ve Yürütme Kurulu üyesi seçilirken, aynı yıl partinin İstanbul il başkanlığına getirildi. 28 Eylül 1986’daki milletvekili ara seçimlerine Refah Partisi’nin İstanbul adayı olarak girse de seçilemedi. 26 Mart 1989’daki yerel seçimlerde Beyoğlu belediye başkan adayı oldu. %22,83 oranında oy toplayan Erdoğan, %29,29 oranında oy alan Sosyaldemokrat Halkçı Parti adayı Hüseyin Aslan’ın gerisinde kalarak belediye başkanı seçilemedi. Sonuç birleştirme tutanaklarında usulsüzlük olduğunu öne sürerek seçim sonuçlarına itiraz eden Erdoğan, İlçe Seçim Kurulu Başkanı 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Nazmi Özcan’a hakaret ettiği gerekçesiyle Özcan tarafından mahkemeye verildi ve 18 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandı. Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın duruşmalarına katılmayan Erdoğan hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra, 27 Nisan günü tutuklandı ve bir hafta kadar Bayrampaşa Cezaevi’nde kaldıktan sonra 500 bin lira kefaletle serbest bırakıldı. Mahkeme ise kendisini “hakime hakaret” suçundan altı ay hapis ve 20 bin lira para cezasına çarptırsa da, Türk Ceza Kanunu’nun 72. maddesi gereğince hapis cezası tecil edilerek 920 bin liralık para cezasına çevrildi.

20 Ekim 1991’deki genel seçimlerine Refah Partisi’nin İstanbul 6. bölge 1. sıradan adayı olarak girdi. Seçimlere Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile ittifak yaparak giren Refah Partisi, İstanbul’dan %16,73 oranında oy aldı. 19. dönem milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine giren Erdoğan, ilk kez uygulanan seçmenlerin parti milletvekillerini sıralamaya bakmadan tercih edebildiği tercihli oy sisteminde seçmenlerin tercihini ikinci sıradaki aday Mustafa Baş’tan yana kullanması sebebiyle, sonuçların belli olmasından birkaç gün sonra Erdoğan’ın milletvekilliği Baş’a geçti. Sandıklardan Erdoğan’a yaklaşık 9 bin tercihli oy çıkarken, Baş’a yaklaşık 13 bin oy çıkmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (1994-98)
27 Mart 1994’teki yerel seçimlerde İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı adaylığı için Refah Partisi; Erdoğan, Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş, Temel Karamollaoğlu ve Veysel Eroğlu için kamuoyu araştırması yaptırmıştı. 15 Ocak 1994 günü parti başkanı Necmettin Erbakan tarafından Erdoğan’ın İstanbul büyükşehir belediye başkanı adayı olacağı açıklandı. Seçimlerde Erdoğan %25,19 oy oranı alarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçildi. Belediye başkanlığı döneminde 4 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Kentin trafik ve ulaşım açmazına karşı 50’den fazla köprü, geçit ve çevre yolu inşa edildi.

Başkanlık dönemine ilişkin olarak 18 dosyadan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açıldı. Bunlardan bazıları Akbil, İsfalt, İstaç ve İdo ile ilgili yolsuzluk davalarıdır. Bu davalar, milletvekili olduğunda dokunulmazlığı nedeniyle dokunulmazlığı süresince donduruldu.

Hapis dönemi
6 Aralık 1997’de Siirt’te düzenlenen bir açıkhava toplantısı sırasında topluluğa yaptığı konuşmada, Ziya Gökalp’ın 1912 yılında Balkan Savaşı’ndaki Türk askerler için yazdığı “Asker Duası” adlı şiirinin sonradan değiştirilmiş bir sürümünden bir dörtlük okudu. Okuduğu dörtlüğün bu şekliyle Gökalp’e ait olduğunu iddia eden Erdoğan, konuyla ilgili olarak “konuşmamın bütünü incelendiğinde millî birlik ve beraberlik mesajım verildiği görülür” demişti. Daha sonraları Erdoğan’ın okuduğu sürümün, Türk Standardları Enstitüsünün 1994’te çıkarttığı Türk ve Türklük kitabında bulunduğu ortaya çıktı ancak kim tarafından değiştirildiği anlaşılamadı.Konuşmayla ilgili olarak bir inceleme başlatıldı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Erdoğan’ın konuşmasının yer aldığı görüntüleri inceledikten sonra, Refah Partisi’nin kapatılması istemiyle açılan davayı görüşen Anayasa Mahkemesi Başkanlığına iletti. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı, Erdoğan hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesine göre “halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçlamasıyla hazırladığı iddianamesini 12 Şubat 1998’de tamamladı. Bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Erdoğan’ın yargılanmasına 31 Mart 1998 günü başlandı. 21 Nisan 1998’de sonuçlanan dava, Erdoğan’ın iddianamede bahsedilen suçu işlemesiyle sonuçlandı ve Erdoğan’a bir yıl hapis ile 860 bin TL ağır para cezası verildi. Daha sonra kendisini duruşmadaki hâli ve tavrı göz önüne alınarak cezası 10 ay hapis ve 176 milyon 666 bin 666 TL para cezasına çevrildi. 3 Haziran’da açıklanan gerekçeli karara göre Erdoğan, “Siirt’te yaptığı konuşmayla dindar ve dindar olmayan diye bölünen kesimler arasındaki gerginliği canlı tutmayı amaçlamakta”ydı. “Bunları inanç birliği maksadıyla söyledim” şeklindeki ifadesinin inandırıcı bulunmadığı belirtilirken, “benim referansım İslam’dır” diyerek topluluğu inanan ve inanmayan olarak ayırdığı belirtildi. “Cezanın ertelenmesine yer olmadığı” ibaresinin de yer aldığı kararın bir aykırı oya karşılık oy çokluğuyla alındığı ve Yargıtay’a başvurulabileceği kaydedildi. Mahkemenin aldığı karar 23 Eylül’de Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından, bire karşı dört oyla onaylandı. Kararın ardından kendisine siyasi yasak getirilen Erdoğan, herhangi bir partiyle birlikte veya bağımsız olarak herhangi bir seçime katılamayacaktı. 25 Eylül’de Yargıtay tarafından açıklanan gerekçeli kararda Erdoğan’ın söylemlerinin “savaş çağrısı” niteliği taşıdığı belirtilmekteydi. Ceza infaz yasası gereği hapis cezası 4 ay 10 güne inerken, çeşitli ertelemeler sonrasında İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı görevini bırakarak 26 Mart 1999 günü Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesindeki Pınarhisar Cezaevi’ne girdi. 24 Temmuz 1999’da ceza süresini tamamlayarak cezaevinden tahliye edildi.

Siyasi yasaklı olduğu dönem
Fazilet Partisi’nin, Anayasa Mahkemesi tarafından daimi kapatılmasının ardından, bağımsız kalan milletvekilleri, yeni parti kurma çalışmalarını “gelenekçiler” ve “yenilikçiler” olarak adlandırılan iki kanattan sürdürdü. “Millî Görüşçü” olarak adlandırılan kanat, Recai Kutan’ın genel başkanlığında 20 Temmuz 2001’de Saadet Partisi’ni kurarken, “değişimci” kanat da, Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001’de, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu ve Tayyip Erdoğan, parti genel başkanlığına seçildi. Erdoğan “biz gömleğimizi değiştirdik” ifadesiyle muhafazakârlardan büyük tepki aldı. Kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, 3 Kasım 2002 seçimlerinde kayıtlı 41.291.568 seçmenin oy kullanan 32.652.702 kişisi içinden 10.770.704 adet oy alarak %34,29 ile birinci parti oldu.

Erdoğan, siyasi yasağı bulunduğu için seçimlere giremedi ve milletvekili seçilemedi. Seçim sonrasındaki 58. Hükûmet, Abdullah Gül başbakanlığında kuruldu. Bu hükûmet döneminde Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisine yasa teklifi sunuldu. Bu yasa değişikliği TBMM tarafından oy çokluğuyla kabul edilse de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yasayı “öznel, somut ve kişisel” olduğu gerekçesiyle veto etti. Daha sonra aynı yasa değiştirilmeden mecliste tekrar kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Sezer yasa değişikliğini bu kez onayladı. Bu yasanın kabulüyle Erdoğan’ın milletvekili seçilmesi için yasal bir engel kalmadı. Seçimlerde Siirt milletvekili seçilen Fadıl Akgündüz’ün milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından Siirt’teki seçimlerin tekrar edilmesi kararlaştırıldı. Seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk sıradaki adayı Mervan Gül’ün adaylıktan çekilmesi ile Erdoğan partinin birinci adayı olarak Siirt seçimlerine girdi ve oyların %85’ini alarak kazandı.

Başbakanlığı (2003-2014)

Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin ardından başbakan Abdullah Gül, Erdoğan’ın başbakan olması için Cumhurbaşkanı Sezer’e istifasını sundu. Sezer bu kez hükûmeti kurma görevini Erdoğan’a verdi ve genel seçimlerden yaklaşık üç ay sonra Erdoğan başkanlığında 59. Hükûmet kuruldu. 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan 23. Dönem Milletvekili Seçimlerinde %46,6 oy alarak 341 milletvekili çıkaran Adalet ve Kalkınma Partisi, Recep Tayyip Erdoğan’ı başbakanlık koltuğuna ikinci kez taşıdı. 12 Haziran 2011 tarihinde 24. Dönem Milletvekili Seçimlerinde oy yüzdesini %49,83’e çıkarmış ve Türkiye genelinde 21.399.082 oy alarak toplamda 327 milletvekili ile üçüncü kez hükûmet kurma yetkisini kazanmıştır.

Altyapı ve ulaşım
2003 yılı sonunda ülke genelindeki bölünmüş devlet ve il yolların toplam uzunluğu 4.387 km, otoyolların uzunluğu ise 1.714 km iken; 2013 yılı itibarıyla sırasıyla 16.420 km ve 530 km’lik yol inşasıyla bu uzunluklar sırasıyla 20.807 km ve 2.244 km’ye ulaştı. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması sonrasında başbakanlık görevinden ayrıldığı dönem de dahil olmak üzere 2014 yılı itibarıyla 471 km’lik bölünmüş devlet ve il yolu inşası gerçekleştirildi. 1993 yılında inşası başlamış olan Bolu Dağı Tüneli ve 2000 yılında inşasına başlamış olan Nefise Akçelik Tüneli 2007’de tamamlandı, 2011’de ise Avrasya Tüneli ve Konak Tüneli’nin temelleri atıldı. Konak Tüneli’nin inşası 24 Mayıs 2015’te tamamlandı. Türkiye’nin ilk denizaltı tüneli olan ve İstanbul Boğazı’nın altından geçen Marmaray’ın 2004’te başlayan inşası 2013’te tamamlandı. 2003-2014 yılları arasında devlet ve il yollarında 41,2 km uzunluğunda 84 tek tüp tünel, 86,9 km uzunluğunda 46 çift tüp tünel; otoyollarda 1 km uzunluğunda tek tüp tünel ve 21,1 km uzunluğunda 12 çift tüp tünel; tüm yollarda ise toplam 64,3 km uzunluğunda 151 tek tüp tünel ve 135,8 km uzunluğunda 75 çift tüp tünel hizmete girdi. 2013’te, İstanbul Boğazı üzerindeki üçüncü köprü olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İzmit Körfezi üzerindeki İzmit Körfez Köprüsü’nün inşalarına başlandı. 2003-2013 yılları arasında toplam uzunluğu 114,2 km’yi bulan 1.608 köprü inşa edilirken, 609 köprünün bakım ve onarımı tamamlandı. 2014 yılı itibarıyla inşa edilen köprülerin toplam uzunluğu 120,6 km’ye, toplam sayısı 1.669’a, bakım ve onarımı yapılan köprü sayısı ise 732’ye ulaşmıştı. İlk hattı 2009’da Ankara-Eskişehir arasında devreye giren Yüksek Hızlı Tren daha sonraları çeşitli illere yayıldı.

2002’de 25 olan ülkedeki havalimanı sayısı, Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde inşası tamamlanan 27 havalimanıyla birlikte 52’ye yükseldi. Uluslararası seferlerin düzenlendiği Hatay Havalimanı, Şanlıurfa GAP Havalimanı ve Eskişehir Anadolu Havalimanı 2007’de, Zafer Havalimanı ise 2012’de açılırken; İstanbul’daki üçüncü havalimanının inşasına 2014’te başlandı.

Mart 2014 itibarıyla, Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde 18’i hidroelektrik santrali olmak üzere 268 baraj inşa edildi.

138 ayrı yerleşim biriminde kentsel dönüşüm yapılarak TOKİ önderliğinde toplu konutlar yapıldı.

Haberleşme
2008’de hizmete giren E-Devlet uygulamasıyla halkın, çeşitli devlet hizmetlerine İnternet üzerinden ulaşabilmesi sağlandı.

2008’de Türksat 3A, 2014’te Türksat 4A haberleşme uyduları, 2012’de ise Türkiye’nin ilk yer gözlem uydusu Göktürk-2 uzaya gönderildi.

Eğitim
2002 yılında eğitime ayrılan bütçe 11.3 milyar TL iken 2014 yılında yaklaşık 7 katına çıkarak 78.5 milyar TL’ye ulaştı. 2003 yılında UNICEF işbirliğiyle başlatılan “Haydi Kızlar Okula!” kampanyasıyla ülkedeki kızların okula gitmesi ve eğitim seviyesindeki cinsiyet dengesizliğinin giderilmesi amaçlandı. Kampanya sayesinde 2002’de %87 olan kız çocuğu okullaşma oranının geçen yıl %96 seviyesine yükseldi.

2003 yılında 70 olan üniversite sayısı, 2008 yılı sonunda doğru 130’un üstüne çıkarak ülkedeki 81 il de en az bir üniversiteye sahip oldu. 2012 yılında bu sayı 186’ya ulaştı. 2008’de, 2010’da başlatılan Fatih Projesi kapsamında çeşitli okullardaki bazı sınıflara akıllı tahta konuldu ve bazı öğrencilere tablet bilgisayar dağıtıldı. 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde itibaren uygulanan 4+4+4 Eğitim Sistemi’yle birlikte 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yerine 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim sistemine geçildi.

Ekonomi
AK Parti iktidara gelmeden önce Kara Çarşamba olarak da bilinen 2001 Türkiye ekonomik krizi yaşanmıştır. Türkiye’nin Şubat 2001 finansal krizi, beklenmedik ölçüde ekonomik daralmayla sonuçlanmasının ötesinde, ülkenin orta vadeli perspektifini değiştiren yeni koşulları da beraberinde getirmiştir.

Erdoğan’ın Başbakanlık görevine başladığı 2003 yılından 2009’a kadar Türkiye ekonomisi büyüme göstermiş ve Türkiye’nin GSMH’si Dünya toplamının %1,11’inden %1,37’sine yükselmiştir. Bu oranla Türkiye, AB ülkeleri arasında en iyi performansı yakaladı. Ayrıca Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na olan borcu bitirildi. Erdoğan’ın performansı Cumhuriyetin diğer dönemleriyle kıyaslandığında da ‘kuruluş yılları’ özelliği taşıyan Atatürk dönemi hariç, en yüksek performanslardan biridir. Siyasi istikrar sağlandı, ekonomi güçlendi ve sosyal refah seviyesi ciddi oranlarda yükseldi.

2004-2014 yılları arasındaki enflasyon oranları

GSYİH yüzdesi olarak altı büyük Avrupa ülkeleri ekonomilerinin 2002-2009 tarihleri arasında kamu borç durumu, (Türkiye açık mavi çizgide belirtilmiş).
Türk ekonomisinde uluslararası krizi takiben 2008’in son çeyreğinde durgunluk başladı. Ekonomik durgunluk bir yıl sürdü, Türk ekonomisinde güçlü bir küçülmeye sebep oldu ve işsizlik oranını yüzde 10’dan yüzde 14’e kadar yükseltti. 2010 ve 2011’de GSYH sırasıyla yüzde 9 ve yüzde 8’den daha fazla büyüdü; Türkiye’yi, Çin’den sonra dünyada en fazla büyümeyi sağlayan ikinci ülke konumuna yükseltti. Bu büyüme, işsizlik oranının kriz öncesi seviyesine düşmesini sağladı. 2011’e gelindiğinde, cari işlemler açığı %10’luk oranla tarihinin en yüksek noktasına ulaşarak dünya rekorunu da kırdı. Türk lirası’nın değeri, aşırı sermaye girişinin etkisiyle yükseldi. AK Parti Hükûmeti, “ekonomiyi yeniden dengeleme” adlı bir uyum operasyonu yapmaya karar verdi. Bütçedeki eğitim payı 2002’de yüzde 10’dayken, 2011’de yüzde 15’e yükseldi; sağlık harcamalarının payı da yüzde 2,6’dan yüzde 5,8’e yükseldi. Bu zaman içerisinde GSYH reel olarak yüzde 50’den fazla yükseldiği için, eğitim ve sağlık harcamalarının reel artışın GSYH içindeki pay artışlarından daha fazla oldu.

Ekonomik iyileşmelere karşın yüksek cari açık eleştiri aldı. Türkiye 2013 yılında 65 milyar dolarlık cari açık verdi. 2002 yılında %-2’lerde olan cari açık 2014’te %-7,9’a yükseldi. 2002’de 51,6 milyar dolarlık ithalat yapan Türkiye, 2013’te 245,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. İthalat 4,7 kat artmış oldu. 2002’de 129,6 milyar dolar olan dış borç stoku 2013 sonu itibarıyla 372.7 milyar dolara yükseldi. 2002’de 184,8 milyon dolar olan Toplam Millî gelir, 2013’te bu rakam 800 milyar doları aştı.

Kürt sorunu
2009’da Başbakan Erdoğan yönetimindeki hükûmet, çeyrek asırdır süren ve resmî rakamlara göre 40 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Türkiye-PKK çatışmasını bitirmeye yardım edecek bir plan duyurdu. Avrupa Birliği tarafından da desteklenen çözüm süreci planıyla birlikte tüm medya yayınlarında ve siyasi kampanyalarda Kürtçe kullanımına izin verildi, ayrıca daha önceden Türkçe isimlerle değiştirilen Kürtçe şehir ve kasaba isimlerinin yeniden yapılandırılması kararı alındı. Konuyla ilgili olarak Erdoğan, “Türkiye’nin gelişmesine, büyümesine engel olan kronik sorunları çözmek için cesur bir adım attık.” diye konuştu. Ayrıca çıkarılan yasayla birlikte silah bırakan PKK mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirlerin alınması kararlaştırdı. 23 Kasım 2011’de Ankara’daki bir televizyon konuşması sırasında Erdoğan, birçok Alevi ve Zazanın öldürüldüğü Dersim Katliamı için özür diledi.

İnsan hakları
Erdoğan’ın başbakanlık dönemi sırasında 1991 Terörle Mücadele Kanununun geniş kapsamlı yetkileri azaltıldı ve demokratik standartları ilerleterek özelde etnik ve dini azınlık haklarını genişletmeyi amaçlayan demokratik açılım süreci başlatıldı. Ancak süreç uzun sürmedi; Avrupalı yetkililer süreç sonrasında özellikle ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve Kürt azınlık hakları gibi konularda daha otoriter yöntemlere dönüldüğünü ifade ettiler. Aktivistlerin LGBT haklarının kamusal alanda tanınması için yaptığı talepler hükûmet tarafından reddedildi ve ülkenin LGBT topluluğu kabine üyeleri tarafından yapılan hakaretlere maruz kaldı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Erdoğan’ın başbakanlığının son dönemlerinde basın özgürlüğü konusunda sürekli bir düşüş gözlemledi; Basın Özgürlüğü Endeksi’nde basın özgürlüğü konusunda Erdoğan’ın ilk dönemlerinde 100. sırada olan Türkiye, 2013’te 179 ülke arasında 154. sıraya düştü. Freedom House ise bir dönem iyileşme gözlemleyerek ülkenin 2006’da 48/100 olan Basın Özgürlüğü Puanı’nı 2012’de 55/100 olarak değiştirdi.

2011’de Erdoğan ve hükûmeti, 1930’larda devlet tarafından el konan Hristiyan ve Yahudi azınlık mülklerinin iadesi konusunda yasal düzenlemelere gitti. Sonrasında hükûmet, toplamda ABD$2 milyar değerindeki mülklerin azınlıklara aktarıldığını duyurdu.

AK Parti-Gülen Hareketi çatışması ve 17 Aralık soruşturması
Ana maddeler: AK Parti-Gülen Hareketi çatışması ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması

İspanya-Türkiye Dördüncü Yüksek İstişare Toplantısı (RAN) aile fotoğrafı, 2012
17 Aralık 2013 tarihinde Cumhuriyet Savcısı Celal Kara ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü ekipleri, aralarında iş adamları, bürokratlar, banka müdürleri, kamu görevlileri ve 61. Türkiye Hükûmeti kabine üyesi üç bakanın oğullarının olduğu 47 kişinin, “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla gözaltına alındığı soruşturma başlattı. Olaydan ardından soruşturmayı yürüten savcılar, adli kolluk amirleri ve memurlarının ciddi bir kısmının görev yerleri Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığınca değiştirildi veya görevden alındı. 29 Ocak 2014’te soruşturma savcısı Celal Kara, 11 Şubat 2014 tarihli HSYK kararnamesi ile de soruşturma iznini veren İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz’ün aralarında bulunduğu 166 hakim ve savcının görev yeri değiştirilmiş, Erdoğan kamuoyunda “rüşvet skandalı” olarak adlandırılan bu soruşturmayı hükûmetine karşı yapılmış bir darbe girişimi olarak niteledi. Daha sonra Gülen Hareketi’ne bağlı dershanelerin kapatılması yönündeki girişimler ve 3 bakanın 17 Aralık soruşturması sonrası istifası ile AK Parti ve Gülen Hareketi arasında açık bir çatışma süreci başlamış, Erdoğan 17 Aralık soruşturması ve iddialarını “Türkiye içi ve dışındaki karanlık çevrelerin oyunları” olarak değerlendirmiştir.

Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi
2007 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde seçilen Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi 2014 yılında dolduğundan, 2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu gereği Türkiye’de ilk kez cumhurbaşkanı halk tarafından doğrudan seçilmiştir. İlk turu 10 Ağustos 2014 tarihinde olacak bu seçim için Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi çatı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, HDP ise Selahattin Demirtaş’ı adayları olarak belirlemiştir. 1 Temmuz 2014 tarihinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, AK Partili bütün milletvekillerinin imzası alınarak Cumhurbaşkanı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açıkladı. Erdoğan’ın açıklamadan sonra olan konuşmasında ilk defa kullanılan Erdoğan logosu, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın 2008 ABD başkanlık seçimlerinde kullandığı logoya benzetilmiştir. Seçim kampanyasında kullanılan slogan ”Milletin Adamı Erdoğan” şeklinde oldu. Seçimde Erdoğan %51,79 oy oranıyla birinci sırada, İhsanoğlu %38,44 oy oranıyla ikinci sırada ve Demirtaş %9,76 oy oranıyla üçüncü sırada yer aldı.

Cumhurbaşkanlığı (2014-günümüz)
Erdoğan, 28 Ağustos 2014’te yemin etti ve Türkiye’nin on ikinci cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Bıraktığı başbakanlık koltuğunu ise 29 Ağustos’ta yeni başbakan Ahmet Davutoğlu doldurdu. %51,79 oranında oy aldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oyun beklenenden az olduğu eleştirilerine “Peygamber efendimizi bile desteklemeyenler oldu. Bizi de %52 destekledi.” diye cevap verdi.